Sosyal medya ve dijital iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte, hakaret ve tehdit fiilleri artık çoğunlukla internet ortamında işlenmektedir. Bir yorum, mesaj veya paylaşım yoluyla gerçekleştirilen bu eylemler, “nasıl olsa sanal” düşüncesiyle hafife alınsa da Türk Ceza Hukuku açısından ciddi yaptırımlar doğurabilmektedir.
Türk Ceza Kanunu’na göre hakaret suçu, bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek somut bir fiil veya olgu isnadı ya da sövme suretiyle işlenmektedir. Bu suç, sosyal medya üzerinden herkese açık şekilde işlendiğinde aleniyet unsuru oluşmakta ve cezanın artırılması gündeme gelmektedir. Tehdit suçu ise bir kişiyi, hayatına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği yönünde korkutmayı ifade eder.
Uygulamada en çok karşılaşılan sorunlardan biri, failin anonim veya sahte hesap kullanmasıdır. Ancak IP tespiti, platformlardan bilgi talebi ve teknik incelemeler yoluyla failin kimliğine ulaşılması çoğu zaman mümkün olmaktadır. Bu nedenle “kimliğim belli olmaz” düşüncesi, hukuki anlamda geçerli bir savunma oluşturmamaktadır.
Hakaret veya tehdit fiiline maruz kalan kişilerin, delillerini doğru şekilde toplaması büyük önem taşır. Paylaşımın ekran görüntüsü, URL bilgileri ve mümkünse noterden tespit yapılması, ileride açılacak ceza davası veya tazminat davası açısından ispat kolaylığı sağlar. Ayrıca belirli süreler içinde şikâyet hakkının kullanılması gerektiği unutulmamalıdır.
Sonuç olarak dijital ortamda yapılan her paylaşım ve yorum, gerçek hayattaki sözler kadar hukuki sonuç doğurmaktadır. Sosyal medyada ifade özgürlüğü ile kişilik hakları arasındaki dengenin korunması, hem bireylerin haklarını bilmesi hem de sorumluluklarının farkında olmasıyla mümkündür.