Son yıllarda artan konut fiyatları ve ekonomik dalgalanmalar, kira ilişkilerinde ciddi uyuşmazlıklara yol açmıştır. Özellikle kira artış oranları ve tahliye süreçleri, hem kiracılar hem de ev sahipleri açısından en çok merak edilen hukuki konular arasında yer almaktadır.
Türk Borçlar Kanunu’na göre konut ve çatılı işyeri kiralarında kira artış oranı, bir önceki kira yılına ilişkin on iki aylık TÜFE ortalamasını geçemez. Belirli dönemlerde getirilen geçici düzenlemelerle bu orana üst sınır getirilmiş olması, uygulamada sıkça tartışmalara neden olmuştur. Ev sahiplerinin, kanuni sınırın üzerinde artış talep etmesi hukuken geçerli değildir.
Tahliye davaları bakımından ise ev sahibinin her istediği durumda kiracıyı çıkarabilmesi mümkün değildir. Tahliye; ihtiyaç nedeniyle, yeniden inşa ve imar sebebiyle, kira bedelinin ödenmemesi veya kira süresinin sona ermesi gibi kanunda sınırlı sayıda düzenlenen hâllerin varlığına bağlıdır. Ayrıca bu sebeplerin usulüne uygun şekilde ileri sürülmesi ve süre şartlarına uyulması gerekmektedir.
Uygulamada en çok yapılan hatalardan biri, tahliye taahhütnamesidir. Kiracının kira sözleşmesiyle aynı tarihte imzaladığı tahliye taahhütleri geçersiz sayılabilmektedir. Geçerli bir tahliye taahhüdünün, kira sözleşmesinden sonra ve belirli bir tahliye tarihini içerecek şekilde düzenlenmesi şarttır.
Sonuç olarak kira ilişkilerinde tarafların hak ve yükümlülüklerini bilmesi, gereksiz dava ve mağduriyetlerin önüne geçmektedir. Kira artışı ve tahliye süreçlerinde hukuki zemine uygun hareket edilmesi, uyuşmazlıkların daha hızlı ve sağlıklı şekilde çözülmesini sağlayacaktır.